Antalya Psikolog Ofisi – Lara Psikiyatri

Çocuklarda Travma

Çocuklarda Travma

Çocuklarda Travmatik Yaşantılarla Başetme

Genel olarak fiziksel taciz, kaza eseri olanlar dışında, çocuğu yaralamak şeklinde yorumlanır. Cinsel taciz, yetişkinle çocuk arasındaki ya da biri oldukça büyükse, zorlama varsa iki çocuk arasındaki cinsel eylem (temas ya da teşhir) olarak tanımlanır. Bir kişi, bir çocuğa değersiz olduğunu, sevilmediğini ya da tehlikede olduğunu iletirse duygusal taciz meydana gelir. İhmal; bakımı üstlenen bir kişinin, temel ihtiyaçları (beslenme, giyinme, barınma, tıbbi bakım ya da gözetim gibi) karşılayamaması, buna isteksiz olması ya da bakıcını bilerek bir çocuğu sağlığını tehlikeye atacak bir duruma sokması ya da buna izin vermesi gibi bir çocuğun sağlığını, iyiliğini tehdit edici, zarar verici boşlama eylemidir.

Basitçe ortaya koyarsak taciz daha güçlü birinin bir başka kişiye karşı saldırganlığını kısıtlamadığında meydana gelir. Aynı şekilde ihmal; daha güçlü yetişkinin, daha az güçlü olan, bağımlı bireye ihtiyaç duyduğu bakımı kısıtladığında meydana gelir. Böylece yetişkin, kendi ihtiyaçlarını çocuğunkilerin üstünde tutar.

Tacizin sonuçları

Çocuk tacizi, gerçekte yetişkin her zaman daha güçlü pozisyonda olacağından gücün tacizidir. Çocuk, ihtiyaçlara ve duygulara sahip olmamaya, güçsüz hissetmeye ve “ben”e sahip olmamaya yöneltilir.

Çocuklar tacize farklı şekillerde tepki verir. Fakat genelde tacize tepki olarak “ benlik eksikliği” oluşur.

A-KISA DÖNEMLİ ETKİLER:

Çocuğun Uğradığı Zararlar

Araştırmalar tacizin gelişimsel süreci engelleyebildiğini bazen davranışsal, duygusal ve sosyal problemler de bir domino etkisi üretebildiğine işaret etmektedir.

Genel olarak çocukta tacizin olası etkileri, artmış anksiyete, depresyon, düşük özsaygı, agresif davranışlar, bilişsel ve gelişimsel gecikmeler, okul problemleri ve bağlanma ile sosyal etkileşimde sorunlar şeklinde görülür.

Bazı çocuklar suç ya da şiddet geliştirebilirler. Bazıları, kendilerine karşı saldırganlık geliştirebilir. Depresif ve intihar eğilimleri olabilir. Hatta süren gelişen sorunlardan ötürü diğerlerinin tacizine uğrama riskini de sürdürürler.

B- UZUN DÖNEMLİ ETKİLER

Tacize uğrayan çocukların yetişkinliklerinde, şiddet ve taciz uygulayıcıları olabileceği yönünde şiddet döngüsü diye adlandırabileceğimiz bir konsept de oluşabilmektedir. Bu bağlamda taciz kurbanı olan çocuk yetişkinliğinde de daha yüksek suç ve şiddet davranışında bulunma riski altına sokulmuş olmaktadır. Bu sebeplerle şiddet döngüsünü kırmak ve mevcut oluşan sorunlara da müdahale için çocuğa uygun tedavi sağlama ve destek verme ihtiyacı çok önemli bir konu olmaktadır.

TEDAVİ YAKLAŞIMLARI

Tedavinin amacı kendi duygularını ve gücünü tanımasına engel olan durumları etkisiz hale getirmek için çocuğa yardım etmektir. Genellikle güven verici, destekleyici bir çevre yaratmak için çocuk bireysel terapi içinde görülür. Ancak özellikle aile içi taciz vakalarında bütün aile üyelerine terapötik müdahale gerekir. Tedavide amaçlananlar şu başlıklar altında ele alınabilir:

Tedavi uygulamalarının etkinliği değişebilmektedir. Fakat terapinin özellikle en çok risk altındaki çocukların akut uyum döneminde yaralı olduğu söylenebilir. Tedavinin etkinliğinde, tedavide uzun süre kalmak ve aile ebeveyn katılımı önemlidir.

Travmatik Yaşantılarla Başetme

Travmatik olaylar kişi üzerinde örseleyici etki yaratan, dışarıdan bir etkenin yol açtığı ruhsal yaralar olarak tanımlanabilir. Travmanın kişi üzerinde yarattığı etki travma kaynağına göre değişebilmektedir. Deprem, sel gibi doğal afetler travma yaratabileceği gibi kişiler arası süreçlerden kaynaklanan savaş, tecavüz, işkence, yaralama, öldürme, kaçırılma, rehin alınma, trafik kazası gibi davranışlar da travmatik etkiler bırakabilmektedir. Özellikle yaşanan örseleyici olay insanların yol açtığı bir durum ise bu bozukluk daha ağır ve uzun süreli yaşanmaktadır. Yaşam boyunca pek çok stresli ve zor yaşantılarla karşılaşırız ancak bunların tümünü travma olarak tanımlayamayız.

Travma Sonrası Stres Bozukluğu adından da anlaşılacağı gibi yaşanan travmatik bir olayı takiben ortaya çıkan, davranışsal, bilişsel, duygusal ve fizyolojik bileşenler içeren bir kaygı bozukluğudur. TSSB tanısının konulabilmesi için kişinin travmatik bir olayla karşılaşmış olması, olay sonrasında olayın farklı yollarla tekrar tekrar yaşanması, uyarılmışlık düzeyinde artış meydana gelmesi, travmayı hatırlatan uyaranlardan kaçınma sergilenmesi, belirtilerin 1 aydan uzun sürmesi ve kişi için belirgin bir sıkıntı ya da işlevsellikte bozulmaya yol açmış olması gerekmektedir.

Yaşanan travmatik olay gerçek bir ölüm ya da ölüm tehdidi, ağır bir yaralama ya da kendisinin ya da başkalarının fizik bütünlüğüne bir tehdit olayını yaşamak, böyle bir olaya tanık olmak ya da karşı karşıya gelmeyi içermelidir. Ek olarak bu durum kişide çaresizlik, aşırı korku ya da dehşet duygusu uyandırmalıdır.

Çocuklarda travma Olayının tekrar yaşanması ise şu yolların en az biri ile gerçekleşebilir:

Çocuklarda travmaya eşlik eden uyaranlardan kaçınma ve genel tepki düzeyinde azalma ölçütü için aşağıdaki belirtilerin en az üçünün bulunması gerekir:

Artmış ve sürekli uyarılmışlık ölçütü için ise aşağıdaki belirtilerden en az ikisi bulunmalıdır:

TSSB yaşayan kişilerde suçluluk duyguları da oldukça sık görülmektedir. Ağır ve süreğen olgularda paranoid düşünceler ve duygusal hallüsinasyonlar da görülebilmektedir.

Her yaşta ortaya çıkabilen TSSB’nin yaşam boyu görülme sıklığı %8 civarındadır ve birinci derecede biyolojik akrabalarında depresyon öyküsünün bulunması TSSB yatkınlığını arttırmaktadır. Belirtiler genellikle olayı takip eden ilk 3 ay içinde ortaya çıkmaktadır ancak daha geç de ortaya çıkabilmektedir. Olguların yaklaşık olarak yarısı üç ay içerisinde tamamen düzelmektedir. Tedavide belirtilerin yoğunluğunu azaltmak, eşlik eden/edebilecek diğer ruhsal bozuklukları önlemek/azaltmak, işlevselliği arttırmak, hastalığın depreşmesini önlemek ve düşünce çarpıtmalarının önüne geçmek amaçlanır. Travma mağdurlarının yaşadıkları belirtiler hakkında bilgilendirilmesi, destekleyici bir yaklaşım izlenmesi oldukça önemlidir. Tedavi sürecinde psikofarmakolojik ilaç tedavisi, psikoterapi, EMDR, hipnoz ve bilişsel davranışçı terapi gibi farklı sağaltım yöntemleri ile çalışılmaktadır.

İlgili makale Psikoterapi

Kaynak:

Prof.Dr.Ertuğrul Köroğlu (2009). Boylam Klinik Uygulamada Psikiyatri: Tanı ve tedavi klavuzları, cilt 2.

Amerikan Psikiyatri Birliği: Psikiyatride Hastalıkların Tanımlanması ve Sınıflandırılması Elkitabı, Yeniden Gözden Geçirilmiş Dördüncü Baskı (DSM-IV-TR) Amerikan Psikiyatri Birliği, Washington DC, 2000’den çeviren Köroğlu E, Hekimler Yayın Birliği, Ankara, 2001.

Selçuk Budak, Psikoloji Sözlüğü Ankara, 2005, Bilim ve Sanat Yayınları.

Exit mobile version