Antalya Psikolog Ofisi – Lara Psikiyatri

Çocuklarda Cinsel Kimlik Gelişimi

Çocuklarda Cinsel Kimlik Gelişimi

Cinsel Kimlik gelişimi karmaşık, çok boyutlu ve genellikle akışkan bir süreçtir. Çocuklar doğal olarak, yapılarında var olan cinsel potansiyelleri yönünde gelişirler ve kendi cinsinin eğilimleri desteklendiği sürece, kız ya da erkek kimliğini benimserler.

Cinsel kimlik, bireyin kendi bedenini ve benliğini belli bir cinsiyet içinde algılaması, kabul etmesi ve buna uygun biçimde duygu ve davranışa yönelmesidir.

Dünyaya gelişinin ardından henüz ilk yaşlarında cinsel kimlik ve bu kimliğe ait rol kazanımı gerçekleşmeye başlar. Elbette her şeyden önce sağlıklı bir cinsel kimliğin gelişebilmesi için sağlıklı biyolojik gelişim şarttır. Dişi ve erkek beden yapıları, cinsel iç salgı bezleri, hormonlar bakımından varoluştan ayrıdırlar. Ancak bir çocuğun kız ya da erkek cinsiyetinde doğması, cinsel kimliğin kazanımında gerekli ama yeterli olmayan ilk temel koşuldur.

Bu bağlamda sağlıklı cinsel kimlik gelişimi için gerekli diğer koşullardan şunlardır:

Cinsel kimlik gelişiminde ilk önemli unsur uygun özdeşim modellerinin olup olmadığıdır. Çocuğun hayatındaın ilk yıllarındaki tecrübeleri,ilk öğrenmeleri de cinsel kimlik gelişimine şekil verir.

Sağlıklı cinsel kimlik gelişimi için bir diğer zorunluluk; erkek çocuk için “erkek model” yani temelde “baba” , kız çocuk içinse “kadın model” yani temelde “annesi” ile özdeşim yapmasıdır.

Diğer yandan; anne ve babanın çocuklarının kız ya da erkek cinsiyetinde doğmasına dair beklentileri, çocuğa verilen isim, çocuğa karşı tutumlar, kız ya da erkek oluşuna göre ondan beklenen davranış, cinsel kimlik gelişiminde önemli rol oynar.

Bundan başka önemli olacak diğer durumlar arasında, cinsiyet özellikleri ve cinsellikle ilgili hatalı bilgi vermeler, cinselliğe dair korku yaratmalar, aşırı denetim ve kontrol altında tutma, suçlamalar, hiçbir gizlilik ve mahremiyete izin verilmemesi vb. sayılabilir.

Ayrıca aile içinde cinsel konulara karşı olan, aşırı çekingenlik ya da aşırı seksüel davranışlarla yüklü abartılı tutumlar da sorunlu bir cinsel kimlik gelişimine yol açabilmektedir.

Sonuç olarak cinsel gelişimin yolunda gitmesi, bahsi geçen bu temel koşullara bağlıdır ve bu koşullara özgü hatalar da cinsel kimlik gelişimini olumsuz etkilemektedirler.

Ergenlikte Cinsellik

Ergenlik değişiklikleri genellikle kızlarda erkeklerden bir iki yıl önce başlayıp biten, ortalama 13-14 yaşlarında beliren cinsel iç salgı bezlerinin (hormonların) hızlı uyanışı ile boy atma, cinsel organların büyümesi, gövdede kıllanma, meme gelişimi, menstürasyon kanamaları gibi belirtilerle kendini gösterir.

Ortalama iki üç yıl süren ergenlik gelişmesi ile genç cinsel bakımdan olgunlaşır, ancak büyüme gençlik çağının sonuna dek yavaş olarak sürer. Bedende başlayan değişiklikler ve ortaya çıkan yeni duygu ve dürtüler ergeni çoğu kez ansızın yakalar. Ergen kendine yabancı gelen ve ilk kez tattığı bu duygular karşısında hem haz duyup hem şaşırırken, çoğu zaman suçluluk duygusuna kapılabilir.

Çocukluğunda cinsel eğitim görmüş, yanlış ve çarpıtılmış bilgiler edinmemiş bir genç bile ergenlik çağında bocalayabilirken, cinsel eğitim bilgilerinden hiç payını almamış genç değişik ve akıl dışı korkulara kapılabilir. Üstelik bu çağ gençlerine cinsel konularda anne babalarına danışmak sıklıkla çocukluk çağından daha da güç gelmektedir. Bu bağlamda ergenlik döneminde gencin uyum yaparak cinsel kimliğini tümden benimsemesi, sağlıklı biçimde aydınlanması ancak çevresinden göreceği destek ve bilimsel cinsel bilgilerin verildiği okul dersleri ile olabilir. Cinsel eğitim birkaç ders ile kazanılacak bilgilerin toplamı olarak düşünülmemelidir. Önemli olan gence cinsel konularda sağlıklı bir tutum ve anlayış kazandırabilmektir. Kişinin korku ve saplantılardan, suçluluk duygularından arınmasını içermelidir.

Cinsel konularda tutucu olan bir evde yetişen genç okulda bilimsel cinsel eğitim alsa dahi okulla ev arasındaki farklılar nedeniyle bocalayabilir. Gençlerin evebeylerinin de cinsel konuların konuşulmasının çocukla yüz göz olmak fikri kaygıları olabilmektedir. Bu düşüncedeki aileler gence cinsel bilgiler vermenin onu cinsel davranışında sorumsuzluğa iteceği düşüncesine inanabilmektedirler. Oysa cinsel bilgi edinmek ile sorumsuz davranmak apayrı şeylerdir. Ayıp ve günah sayılan cinsel konular hakkında gerçek bilgilerle donatılmış bir gence kılavuzluk etmek ve davranışlarındaki yanlışları düzeltmek çok daha kolaydır. Cinsel duygular insan ilişkilerinden ve sevgiden ayıklanmadan belli kurallar içinde sorumluluk duygusu ve hele sevgi ile birleşirse kişinin mutluluğunu bütünler.

Çocukluk Çağı Mastürbasyonu

Prepubertal dönemde çocukların genital bölgelerini uyarmaları ve bu sırada terleme, kızarma, sık nefes alma gibi belirtiler göstermeleri durumu çocukluk mastürbasyonu olarak tanımlanır.

Gerçekte kısa süreli oyunlar ve yukarıda sayılan belirtilerin eşlik etmediği durumlar, sadece çocuğun ya da bebeğin bedenini keşfetmesi ve cinsel organlarını tanımasıdır ve gelişimin olağan doğal bir davranışıdır. Erkek çocukların kızlara oranla cinsel organlarını daha çabuk fark ettiklerini görürüz. Bununla birlikte kızlarda da sıklıkla görülebilen bu duruma çok küçük yaş grubunda (3-4 aylık bebekler gibi) rastlanabilir.

Çocuğun cinsel organına dokunmasını erişkinlikteki gibi seksüel bir davranış olarak görmek yerine, haz veren bir duyum olarak değerlendirmek gereklidir ve eşlik eden başka sorun yoksa çocukluk çağındaki mastürbasyonundan endişe edilmesine de gerek yoktur. Dolayısı ile aslında genital ilgi, sağlıklı cinsel gelişimin doğal bir parçasıdır.

Ancak kimi zaman çocuk psikolojik stres sonucu mastürbasyona yönelebilir kompulsif, yani aşırı bir şekilde mastürbasyon yapmaya yönelebilir ki bu, çocuğun duygusal bir sıkıntı yaşamasıyla ilişkili olabilir ve bir uzmanla görüşülmesi artık gereklidir.

Aşırı mastürbasyonu genital bir ilgi ve keşfetme oyunundan ayıran en belirgin özellikler, mastürbasyonun bedeni keşfetme hedefini aşan, uyarılma ve gevşeme eğilimlerini daha çok içeren ve erişkinlerdeki orgazma benzer süreçlerin eşlik ettiği bir davranış olmasıdır.

Nedenleri arasında aile ve bakım veren kişiyle doyurucu bir ilişkinin olmaması başta gelmektedir. Diğer yandan yeterli ve doyurucu anne-baba-çocuk ilişkisi yaşayan çocuklarda da memeden kesilme, bakıcıya verilme gibi engelleyici veya yeni bir kardeşin doğumu gibi krizli yaşam olayları, anne-baba ya da birisinden ayrı kalma, kayıp gibi travmatik yaşantıyı takip eden dönemlerde mastürbasyona rastlayabiliriz.

Bazı çocuklarda ise mastürbasyonu başlatan etken yalnızca genital bölgeye ilişkin yerel bir irritasyon olabilmektedir. (idrar yolu enfeksiyonları, kaşıntıya yol açan enfeksiyonlar, parazitlerin yol açtığı hastalıklar gibi)

Eğer çocukta mastürbasyondan başka davranış bozuklukları da gözleniyorsa ya da cinsel taciz şüphesi varsa bir profesyonel destek almak gerelidir.

Bunlarla birlikte sonuç olarak çocukluk mastürbasyonu genellikle tanınması kolay ve iyi gidişli bir sorun olarak değerlendirilebilir ve tedavi/danışmanlık aşamasında ilgili uzmanlar (psikologlar ve psikiyatri hekimleri gibi) tarafından rahatlıkla ele alınabilmektedir.

İlgili makale Çocuk Gelişiminde Ruh Sağlığı Faktörü

Exit mobile version